BLOG

Gürhan AKDOĞAN

gurhanakdogan@gmail.com

Atatürk'e saldıranlar önce dönüp kendilerine bakmalıdırlar

Ayasofya'da dün imamlar içi yapılan icazet töreninde konuşan Üsküdar Yıldırım Beyazıt Camii eski imamı Mustafa Demirkıran, "Bu ve bu gibi mabetler mabet olarak devam edilmesi için inşa edilmiş, hediye edilmiş. Öyle bir zaman geldi ki, bir asır gibi bir zaman içinde bu mabed-i şeriften Ezan-ı Muhammediye ve namaz her şey yasak olarak müze haline çevrildi. Onlardan daha zalim ve kafir kim olabilir... Ya Rabbi bir daha bu zihniyetin bu ümmetin başına gelmesini mukadder eyleme..." diye buyurmuş. Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyette yaşayacaksın, onun kurduğu diyanet kurumundan maaş alacaksın, o büyük devrimcinin işgalden kurtardığı İstanbul'un Ayasofya'sında konuşup varlığını borçlu olduğun Atamıza hakaret edeceksin. Hadi oradan yobaz, din bezirgânı seni... Konuşmanda lanetlediğin Mustafa Kemal Atatürk kısacık yaşamına cepheden cepheye koşarken, 3997 kitap okumayı sığdırmış, başta geometri ve nutuk olmak üzere kitaplar yazmış, 11 savaşı bizzat yönetmiş, 24 madalya sahibi olmuş, 6 dil bilen olmuş, tüm emperyalistleri dize getirerek muhteşem bir ulusal kurtuluş savaşını örgütlemiş ve bu büyük savaşı kazanmış, çökmüş bir imparatorluktan büyük bir Cumhuriyet yaratmış, yarattığı bu genç Cumhuriyeti çağdaşlaşma yolunda devrimlerle taçlandırmış, bize tam bağımsız bir ülke bırakmış. Ya sen? Be hey gafil yaşamında sen ne yaptın? Dönüp bu sözleri söylemeden kendine aynada bir baksan. Keşke Yunan galip gelseydi diyen feslileri, büstlerine saldıranları, kefere diyen siyasiler ile bu ülke cahilliğin ferasetine inanıyorum diyen sözde profesörleri gördü. Herhalde aynı yolun yolcusu olduğunuz o sözde profesörün tanımladığı ve beklenti içinde olduğu cehalet ve gericilik işte böyle bir şey.
Ama acı olan başka bir noktada ise imamın bu sözlerini söylerken devlet erkânının önünde onların gözlerinin içine bakarak din adamı kisvesiyle lanetler okuması ve bu cesareti bulabilmesidir. İki hafta önce ''Atatürkçülük kutup yıldızımızdır yok edemeyecekler'' ve ''Emperyalistlere göre yeni dünya düzeni önündeki engel ''Kemalizm' 'başlıklı yazılarımda senin gibilerin neden Atatürk'e saldırdıklarının bu saldırganların kimlere hizmet ettiklerini örnekleri ile okurlarımla paylaşmıştım.
Özetle emperyalistler bir asırdır yerli işbirlikçilerini kullanarak bu amaç için uğraşıyorlar. Onlar çok iyi biliyorlar ki Atatürk sevgisini yok etmeden kurduğu Türkiye Cumhuriyetini bölemezler, karanlığa sürükleyemezler, yok edemezler.

ATATÜRKÇÜLÜK YANİ KEMALİZM NEDİR

Kalpaksız kuvvacı Uğur Mumcu bakın Kemalizm'i yani Atatürkçülüğü nasıl tarif ediyor. ''ATATÜRKÇÜLÜK; emperyalizmin düşmanıdır, anti - emperyalisttir. Tam bağımsız Türkiye'den yanadır. Özgürlükçüdür. İnsan hakları savunucusudur. Yirminci yüzyılın yüz akı, ulusal direnişlerin temelindeki "tam bağımsızlık" harcıdır. ATATÜRKÇÜLÜK; Türkiye'nin gerçeklerinden doğmuş bir düşünce sistemidir. Türk Milleti'nin iradesiyle oluşmuş, tarihi bir gelişmenin ürünüdür. Atatürkçülük, her şeyden önce millete haklarını tanıma ve tanıtmadır; millet egemenliğinin ifadesidir. Her türlü terörün karşısındadır. Yobazların, vurguncuların, çıkarcıların düşmanıdır Atatürkçülük bir kurtuluştur, milletçe bağımsızlığa kavuşmadır. Atatürkçülük, modern bir toplum hayatı yaşama demektir.''
Tüm zamanların en büyük devrimcisi, dünya üzerinde tüm nitelikleriyle, yarattıklarıyla eşi bulunmayan liderimiz, ışığımız Mustafa Kemal Atatürk'ü bazı din bezirgânlarına rağmen hasret minnet ve şükranla anıyoruz. Tüm dünyada tek bir millet yoktur ki kurucusuna hele bizim gibi tüm dünyanın ve düşmanlarının bile takdir ettiği mazlum uluslara örnek olmuş liderine hakaretler edilsin ve buna müsaade edilsin. Büyük önder öylesine öngörü sahibidir ki bu gün olacakları bile önceden tahmin ederek şu sözleri bugüne dair yanıt niteliğindedir. "Bir zamanlar gelir, beni unutmak veya unutturmak isteyen gayretler belirebilir.
Fikirlerimi inkâr edenler ve bana taan edenler çıkabilir. Hattâ bunlar benim yakın bildiğim ve inandıklarım arasından bile olabilir. Fakat, ektiğimiz tohumlar o kadar özlü ve kuvvetlidir ki, bu fikirler, Hind'den, Mısır'dan döner, dolaşır gene gelir, feyizli neticeleri kalpleri doldurur!" 1937, Atatürk (Münir Hayri Egeli).Atatürk'ün ışığı sonsuza dek yolumuzu aydınlatacak, hiç boşuna uğraşmayın.