BLOG

Gürhan AKDOĞAN

gurhanakdogan@gmail.com

Batı ve ABD yine iki yüzlü davranıyor

Fırat'ın doğusuna yapılan operasyonun 6. gününe geldiğimizde sözde müttefik dediğimiz ülkeler bir bir Türkiye üzerinde yaptırımlar uygulama tehditlerini artan bir ivme ile öne sürüyorlar . Halbuki Birleşmiş Milletler sözleşmeleri gereği ve Birleşmiş Milletler Yasası'nın VII bölümüne dayalı olarak Güvenlik Konseyinin 28 Eylül 2001 tarihinde aldığı 1373 sayılı karar ile aynı doğrultudaki diğer kararları ilgili bütün ülkeleri topraklarındaki terör örgütlerine karşı gerekli önlemleri almakla yükümlü kılıyor. Suriye bu görevi tek başına yerine getiremiyorsa başka ülkelerin desteğiyle teröristleri topraklarından uzaklaştırmak zorundadır. Aynı şey Irak için de geçerlidir.
Türkiye, Birleşmiş Milletler Yasası'nın 51. maddesine göre topraklarını yurtdışından gelebilecek bütün saldırılara karşı koruma hakkına sahiptir.
Ayrıca NATO antlaşmasının ortak savunmayı gerçekleştirmek amacıyla kaleme alınan 5. maddesi bir müttefik ülkeye yapılan saldırının bütün müttefiklere karşı yapılmış sayılacağını ve her müttefik ülkenin elindeki imkanlarla bu saldırıyı defetmeye yardımcı olacağını yazmaktadır. Tüm bunlara karşın NATO üyesi ülkeler ne yapıyor ? Türkiye'yi kendi halkına karşı yapılan terör faaliyetlerini görmezden gelip terörle mücadele karşısında köşeye sıkıştırarak terör örgütlerine destek sağlıyorlar. Soruyorum bu ülkelerin birinin sınırında kendi ilçe veya eyaletlerine bırakın 652 havan saldırısını bir terör saldırısı olduğunda nasıl ve ne şekilde refleks gösterirlerdi. ABD'nin 11 Eylül saldırılarını bahane edip Afganistan'a Irak'a girdiği çoluk çocuk demeden misket bombaları ile milyonlarca kişiyi katlettiği jhala hafızalarımızda tazeliğini korumaktadır. Tüm bunlar olurken peki Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının o anlamsız bir o kadar da kendi konumunu değerlendirmeden ve tarihten uzak demecine ne demelidir?

HİÇBİR ZAMAN İŞGAL ORDUSU DEĞİLDİR

Bilinmelidir ki içimizdeki bazı kendini bilmezlerin ifade ettiği gibi Mustafa Kemal Atatürk'ün ordusu onun Türk dış politikasına uzun yıllar damgasını vuran ve tüm dünyanın bildiği ''Yurtta Sulh Cihanda Sulh'' şiarı doğrultusunda bu ilkeden vazgeçmeden hareket eden bir ordudur. Maalesef sırtını Türk milleti ve Türkiye Cumhuriyeti'ne Mustafa Kemal Atatürk'e dayamak yerine Kandile ve YPG ye dayadığını söyleyenlerin bu sözleri kabul edilemez niteliktedir. Emperyalistlere karşı dünyada eşi benzeri görülmemiş bir mücadele ile sınırları cetvelle çizilmek yerine bir milli mücadele sonunda elde edilmiş misakı milli sınırlarımız ve bölünmez bütünlüğümüz uluslararası hukuk kuralları içinde sonsuza kadar korunacaktı.

ESKİ ŞAM BÜYÜKELÇİSİ ROBERT FORD'UN PYD DEĞERLENDİRMESİ

Türkiye'nin süreç içinde tek taraflı bir yaklaşımla suçlandığı özellikle PYD'nin PKK'ın uzantısı olduğu gerçeğinin göz ardı edildiği görülüyor. Bu çerçevede, 2011 ile 2017 yılları arasında Amerika'nın Şam Büyükelçiliği göre-vinde bulunan Robert Ford'un 11 Mayıs 2017 tarihinde the Atlantic dergisinde bu konuda yazdığı makalede yer alan aşağıdaki bilgileri sizlerle paylaşmak istiyorum. Özetle :
-" Osman Öcalan, 2013 yılında verdiği bir mülakatta PYD'nin kendisi ve diğer PKK yetkilileri tarafından 2003 yılında Kuzey Irak'ta, Kandil'de PKK'nın karargahında kurulduğunu açıklamıştır."
-"PYD, 2005 yılında Kandil'de kurulan ve PKK'nın dahil olduğu 'Kürt Cemaatler Birliği'nin üyesidir."
-"PKK'nın silahlı unsurları PYD ve YPG'nin kadroları içinde yer almaktadır. Bir YPG savaşçısı, Wall Street Journal'e verdiği mülakatta, daha önce PKK'da eylem yaptığını, bu iki örgütün mensuplarının değişimli olarak görev yaptıklarını söylemiştir."
-"PYD-PYD PKK'ya Türkiye'deki eylemlerinde yararlandığı bir stratejik derinlik sağlamaktadır."
-"Türkiye'den gelen bazı raporlar PKK ve PYD'ye mensup elemanların Suriye'nin kuzeyinde, YPG'nin denetimindeki bölgelerde birlikte eğitim gördüklerini ve İstanbul, Ankara ve Bursa'da 2016 yılında gerçekleştirilen terör eylemlerine katıldıklarını belirtmektedir."
Eski ABD Şam Büyükelçisi Ford'un söyledikleri bunlar.