BLOG

Gürhan AKDOĞAN

gurhanakdogan@gmail.com

Laiklik ilkesinin anayasaya kabulünün 86. yıldönümünü kutluyoruz

‘’Laiklik yalnız din ve dünya işlerinin ayrılması demek değildir. Tüm yurttaşların vicdan, ibadet ve din özgürlüğü de demektir. Laiklik adam olmaktır’’ Bu sözler büyük önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e aittir. Cumhuriyetimizin en temel yapı taşlarından biri olan Laiklik ilkesi 5 Şubat 1937 yılında 1924 anayasasında yapılan değişiklikle yaşam hayatımıza girmiştir. Aynı zamanda o tarihte Anayasanın 2. Maddesinde yapılan değişiklikle   altı ok Anayasa metnine girmiştir. Buna göre ‘’Türkiye Devleti Cumhuriyetçi, Milliyetçi, Halkçı, Devletçi, Laik ve İnkılapçıdır. Resmi dili Türkçedir. Makarrı Ankara şehridir’’.

5 Şubat 1937 Cumhuriyet tarihimizin en   önemli günlerindendir. Daha önce 10 Nisan 1928’de Anayasa’da belirtilen “Türk Devleti’nin dini, Din -i İslamdır.” maddesinin kaldırılması sonucu getirilen LAİKLİK ilkesiyle aklın öncülüğünde bilimin ışığında demokrasinin ve insan haklarının güvencesi olarak çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmak için çok önemli   bir adım atılmıştır. LAİKLİK, teokratik devletten demokratik hukuk devletine geçişin simgesidir; bir uygarlık, özgürlük, insan hakları ve çağdaşlık ilkesidir. Çok üzüntü verici bir durum ise Cumhuriyetin temel değerlerini yazan uygulayan partimizde bile  son yıllarda,  ‘’laiklik tehdit altında değildir’’ dendiğine bazılarınca  hazırlanan raporlarda ‘’laiklik ilkesinin yeniden tanımlanması’’ gerektiğini söylemelerine, son günlerde çeşitli siyasi toplantılarda dini söylem  ve eylemlerin  türban gibi veya dini ibadet alanlarının simgesel  olarak siyasette kullanılır olduğuna tanıklık ederken AKP li TBMM  eski Başkanı’nın ”Yeni Anayasa’da LAİKLİK YER ALMAMALIDIR” söylemleri, Laiklik ilkesinin yozlaştırılıp rafa kaldırılması heveslerine cesaret vererek  laiklik karşıtı pek çok uygulama devreye sokmuştur. Bu yaşanan süreç maalesef 15 Temmuz gerici darbe teşebbüsünden de ders alınmadığının göstergesidir. Gelinen bu noktada laiklik ilkesinden taviz vermek gericiliğe teslim olmak demektir, böylesi bir teslimiyetin bedeli ise ödenemeyecek kadar büyüktür. Cumhuriyetin “Aydınlanma Felsefesini içlerine sindiremeyenler, dini siyasi rant aracı olarak kullanarak halkımızı din ile aldatmayı yıllar boyu sürdürmüşler, din ve vicdan özgürlüğünün gerçek anlamda güvencesi olan laikliği ortadan kaldırmayı kendilerine hedef seçmişlerdir. Tam da bugünlerde 6 lı MASA nın kamuoyuna açıkladıkları iktidar programında utangaç bir biçimde bile LAİKLİK ilkesine yer verilmeyişi, son derece üzücüdür. Seçim veya başka bir gerekçe ile toplumun bir kesimine şirin görünmek için Cumhuriyet’in temel değerini görmezden gelenlerin, dini değerleri siyasette alet edenlerin değirmenine su taşıdıkları unutulmamalıdır.

Müslüman bir toplumda, en geniş din ve ibadet özgürlüğü ile laik bir devlet düzeninin birlikte sürdürülebilmesi pek çok kişinin gözünde Türkiye’yi örnek bir ülke haline getirmektedir. Laiklik Cumhuriyetin ve demokrasinin en temel taşıdır. Türk Ulusu Emperyalizm ve işbirlikçilerinin 100 yıllık anayasamızın değiştirilemez, değiştirilmesi bile teklif edilemez maddelerini yok etme laik Cumhuriyetimizi dönüştürme hayallerine geçit vermeyecektir,

NAMAZGAH PARKI BU KEZDE GÜVENLİK SORUNU İLE GÜNDEMDE

Geçenlerde bu sütunlarda Namazgah parkında SIT alanında usule aykırı imalatlara karşı Koruma kurulunun kararlarına rağmen Vakıflar İl müdürlüğünün ve Yıldırım belediyesinin işlem yapmadığını tam tersi kurumlara resmi şikayetlerde bulunan Muhtarlığı cezalandırarak usule aykırı siyasi yandaşlara imalatları kaldırtmak yerine bu şikayetlerde bulunan 40 yıldır yerleşik bulunan muhtarlığa tahliye kararı gönderdiklerini dile getirmiştik. Resmi yazışmalar yapılmasına rağmen halen uygulamaya geçilmediğini görüyoruz. Bunu ayrıca takip edeceğiz ama bugün konumuz başka. Yaz aylarından itibaren zaman zaman benimde rastladığım  30-40  kişilik grup halinde dolaşan  yaşları 15 ile 18 arasında olan çocuklar ki öğrendiğim üzere başka mahallelerden gelen çoğu yabancı uyruklu olduğunu duyduğum bu çocuklar önce parkta bulunan oyun ve spor aletlerine çöp kutularına zarar verirken şimdi de sokakta yaşayan can dostlarımız için konan kulübeleri ateşe verdiler. Uzun süredir mahalleli için bir güvenlik sorunu olan aralarında kavga eden ve o mahallede yaşayan çocuklar için korku salan hatta ebeveynlerinin bile kalabalık bir grup olduğu için uyarmaktan korktukları, bu nedenle çocuklarını parka göndermediklerini ve olası istenmeyen durumlar oluşacağı düşünüldüğünde bu güvenlik sorununun başta emniyet kurumları olmak üzere mülki idari amirliklerce giderilmesi ve gerekli tedbirlerin alınması güvenli bir ortamda yaşamamız açısından son derece önemlidir.