BİLDİRİLER
EMPERYALİZME VE ONUN SİNSİ TUZAKLARINA GEÇİT VERMEYECEĞİZ
‘’EMPERYALİZME VE ONUN SİNSİ TUZAKLARINA GEÇİT VERMEYECEĞİZ’’
LAİK DEMOKRATİK TÜRKİYE CUMHURİYETİMİZ,
TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE, BÖLÜNMEZ BÜTÜNLÜĞÜMÜZ ÜNİTER VE ULUS DEVLET VAZGEÇİLMEZİMİZDİR
‘’TÜRKİYE CUMHURİYETİNİ KURAN TÜRKİYE HALKINA TÜRK MİLLETİ DENİR’’
Başta Mustafa Kemal Atatürk ve Kemalist devrimcilerin kurduğu Cumhuriyetimiz, devrimlerimiz kuruluşundan bu yana emperyalistlerin, karanlıktan beslenenlerin ve gericilerin sürekli tehdidi altında olduğunun bilincindeyiz. Ancak Cumhuriyetimize, değerlerimize, kuruluş ilkelerimize saldırı ve tehditler yaşadığımız süreçte ve günümüzde son derece şiddetlenmiş, çok çeşitli denemelerle karşımıza çıkmaktadır. Tarihin gördüğü en büyük devrimci büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’ten aldığımız görev bilinci ile tarihi sorumluluğumuz gereği hem tarihe belge bırakmak hem de bu saldırılara karşı koymak boynumuzun borcudur
Daha dün, ‘’bebek katili, terörist başı’’ iken‘’İmralı’’ “Kurucu Önderlik’’ve Sayın sıfatlarına ulaşan emperyalizmin uşağı terörist başı Türkiye’ye “Kürt halkının ve Türk halklarının kurucu unsur olduğu yeni bir devlet” kurmayı ve Lozan ile Üniter Ulus Devlet olmaktan vazgeçip 21. yüzyıl Sevr’i BOP’a razı olmamızı “federasyona’’ dönüşmeyi önerecek kadar hadsizleşirken,“Bölgesel özerklik tanınmalı”, “Demokratik konfederalizm mutlak zorunluluktur”gibi -kabulü olanaksız- koşullar öne sürdüğü, Üniter yapımızdan, tapu senedimiz Lozan’dan, Anayasamızın 42. ve 66. maddelerinden vazgeçmemizi, yani neredeyse örgütünün değil, Cumhuriyetimizin feshedilmesini istediği ortadadır.
Bir kısım ikinci Cumhuriyetçilerin, siyasal islamcıların,Liboşların, Kürt milliyetçilerinin, soroscuların,bazı sözde solcularının,yetmez ama evetçilerin,Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlarının 1923'te kurduğumuz Kemalist Cumhuriyetin "yıkılmasının" amaçlandığını artık açıkça itiraf etmekten çekinmiyorlar. Biz yıllardır, ‘’Karanlığın farkındamısınız?"Bunların hedefi, Mustafa Kemal Atatürk’ün te kurduğu üniter, ulus devlet, laik Cumhuriyettir" dedik. Bugün ortaya çıktı.
Diğer taraftan ABD’nin yeni atanan Ankara Büyükelçisi Tom J. Barrack’ın İ “Türkiye için en iyi sistem Osmanlı millet sistemidir Farklı etnik ve dini grupların yüzyıllar boyunca merkezi sistem içinde bir arada varlık gösterebilmesini sağlayan en iyi bir modeldir” açıklaması , BOP ile Türkiye'yi ılımlı bir İslam devletine dönüştürmek ve sözde bir Kürt devleti kurdurarak Türkiye'yi bölme stratejisinin bir parçasıdır.
Amerikan RAND Corporation düşünce kuruluşunun daimi politik danışmanı, Graham Fuller,CIA nin Ortadoğu istasyon şefi Paul Bernard Henze, Türkiye’nin Ilımlı islam teorisyenleri Baba Bush döneminin Ankara Büyükelçisi Morton Abramowitz ile ünlü Samuel P. Huntington bunlar İşte 90 lı 2000li yılların Türkiye üzerinde stratejiler geliştiren emperyalisterin hizmetkarları.Tom J. Barrackise bunların son versiyonu.
Şimdi sanırım anlaşılmıştır. Kısa süre önce TBMM’ye çağrılıp “Kurucu Önder” ilan edilen “bebek katili” eli kanlı terörist başının “Terörsüz Türkiye” için “Demokratik konfederalizm mutlak zorunluluktur” derken kimlerin sözcülüğünü yapıyor. Diğer taraftan da kendini de sömürge valisi sananhadsiz Tom J. Barrackta Sen kimsin de bize ne yapmamız gerektiğini söylüyorsun. Senin o dediğin yüzyıl önce yıkıldı, mazlumlara örnek olan eşi benzeri görülmemiş bir milli mücadele ile siz emperyalistleri yendi ve sonsuza dek yaşayacak bir Cumhuriyet kuruldu.Sen git kendi ülkene akıl ver.Başta bütün Ortadoğu’yu ve dünya coğrafyalarını kan gölüne çevirdiniz. Seninkiler bu coğrafyalardan ellerini çeksinler, sömürü düzenlerinden vazgeçsinler.
Cumhuriyetimiz, tam bağımsız, üniter, laik, demokratik ulus devlet niteliğimiz bölünmez bütünlüğümüz, Atatürk ilke ve devrimlerimiz vazgeçilmezimizdir.
Hepimizin bildiği üzere ülkemiz kısa bir süre önce bir gün birdenbire Bahçeli’nin ‘’Terörist başının tecridi kaldırılırsa gelsin TBMM’de DEM Parti grup toplantında konuşsun. Terörün tamamen bittiğini ve örgütün lağvedildiğini haykırsın. Bu dirayet ve kararlılığı gösterirse umut hakkının kullanımıyla ilgili yasal düzenlemenin yapılması ve bundan yararlanmasının önü de ardına kadar açılsın’’ sözleriyle terörist başının mecliste konuşma yapması daveti şaşkınlığı toplum tarafından tam ne olduğu anlaşılamadan hain terör örgütü geçtiğimiz günlerde kendini sözde feshettiğini duyururken birde sözde bildiri yayınladı. Her satırı hadsizlik ve yıllarca süren ihaneti meşrulaştırma, onca vatan evladının katledilmesine ve ülkeyi bir terör batağı ile yıllarca meşgul etmesine rağmen bir satır özeleştiri içermeyen Lozan’ı ve 1924 anayasasını hedef alan Emperyalistlerce hazırlanmış bir bölme parçalama bildirisi olarak karşımıza çıktı ve bir süre sonra bu durum Türkiye’nin önüne ‘’Terörsüz Türkiye projesi’’ olarak sunuldu. Şimdi bunları neden bugün tekrar gündeme getirdiğimiz, hatırlattığımız sorgulanabilir. Öncelikle ifade edelim ki evet terör mutlak bitmeli. Evet terörsüz bir Türkiye son derece önemli bir hedef bunda hiç kuşku yok, ama terörist başının muhatap alınması, hain terör örgütünün fesih bildirisi üzerinden Devletimizce muhatap alınması, içerideki siyasal uzantılarının devletimize aracılık yapması kabul edilemez. Diğer taraftan bu belayı başımıza saran Emperyalistler uşakları vasıtasıyla bizi 40 yıl kana boğarken şimdi yeni bir proje ile terörist uşaklarına sözde silah bırakın örgütü feshe edin şimdi artık Türkiye’yi bölme zamanı, BOP üzerinden Sevr’i hortlatma zamanı diyorlar. Nasıl olsa daha önceleri yaptıkları gibi yeni teröristler, yeni örgütler yaratırlar Saddam da olduğu gibi Usame bin Ladin de olduğu gibi zamanı geldiğinde ortadan kaldırabilirler.
Şimdi biraz hafızaları tazelerken, terör örgütünün Eruh ve Şemdinli baskınları ile başlayan Başbağlar katliamını, Kızılay Güvenpark katliamını, Mardin Pınarcıkta kadın ve çocukların katledilişini, Eruh ta sivillerin yaşamlarını yitirmesini, İstiklal caddesi bombalı saldırısında 3 genç aile ile karne hediyesi için alışverişte olan küçük Ecrin in yok edilişini ,Vodofon arena stadyumu ve Atatürk havalimanı katliamlarını, Dağlıca, Aktütün saldırı ve baskınlarını ve daha yeni terörist başı mecliste konuşsun söyleminden hemen sonra gerçekleşen Tusaş katliamını, Şenay Aybüke öğretmen daha niceleri ile 50000 e yakın insanımızın yok edilişini nasıl unuttuk.
Bu emperyal proje ve Sevr’in devamı BOP işlerken bir taraftan yeni Anayasa hazırlık dayatmaları, diğer taraftan bu proje kapsamında terörist başı ile yapılan görüşmeler, konu ile ilgili komisyon oluşturma çalışmaları, yargı paketleri, Emperyalist ABD ile Siyonist İsrail’in Gazze’de yaptıkları, İran’a saldırıları sürerken birden ateşkes ilanları, ülkemizde yaşanan Belediyelere operasyonlar, CHP sinin kayyuma verilip verilmeyeceği ve 30 Haziran’a odaklanan mahkeme tartışmaları, bu son derece önemli, geleceğimizi ilgilendiren, üniter yapımız ve ulus devlet niteliğimizi tehdit eden toplum tarafından belirsizlikler içeren bu proje yukarıda saydığımız olaylar bütünü tarafından örtülüyor. İşte tamda bu nedenden hain terör örgütü ile olan gelişmeleri, yeni Anayasa tartışmalarını tekrar hatırlatmayı bir görev biliyoruz.
Unutmayalım bu süreç devam ederken daha yeni DEMli eş Başkan Bakırhan‘’Seyid Rıza ne yaptıysa, Şeyh Saitler, Sakineler ne yaptıysa Kürt halkıda onu yapacaktır’’ Diyor…Şimdide ''Kürt halkının statüsünü tanıyan Türkiyelilik tek çözümdür. Bizim rotamızı Türkiye halkları belirlesin’’ diye buyurmuş...
.
BİZİM BİR TEK ROTAMIZ var o da
Bu Cumhuriyeti Kuran Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının rotasıdır. Bu rotanın bize verdiği hedef
CUMHURİYETİN. TEMEL İLKELERİ İLE ATATÜRK İLKE VE DEVRİMLERİNİN IŞIĞINDA
‘’ANTİEMPERYALİST TAM BAGIMSIZ VE BÖLÜNMEZ LAİK DEMOKRATİK TÜRKİYE’’
‘’LOZAN VAZGEÇİLMEZ TAPU SENEDİMİZDİR’’
‘’TÜRKİYE CUMHURİYETİNİ KURAN TÜRKİYE HALKINA TÜRK MİLLETİ DENİR’’sözünün gereğidir.
Şimdide bugün gelinen noktada 1 Mart 2003 tezkeresi sonrası ve yıllar öncesinden ABD emperyalizminin Türkiye ve bölge ülkelerine biçmek istedikleri rollerle ilgili yazdıklarına göz atalım.
Biraz geriye gidersek 7 Ağustos 2003’te ABD Dışişleri bakanı Condoleezza Rice ın 22 ülkenin sınırlarını değiştirme projelerinin olduğunu yazdığı Washington Post gazetesindeki makalesi bize bugünleri hatırlatıyor.
CIA Türkiye istasyon şefi Paul Henze’nin tezkere reddi sonrası 2006'da Beyaz Saray'a sunduğu raporda
"Türkiye'nin bu şekliyle, Amerikan politikalarının yanında olacağından emin olamayız. Ülkeyi kuranlar, denetim mekanizmasını çok sıkı tutmuşlar. Hükümeti ikna ettiğimizde Meclis; Meclis'i ikna ettiğimizde, ordu; orduyu ikna ettiğimizde yargı karşımıza geçebiliyor. Eğer Amerika'nın çıkarı Türkiye'de bir federal devlet kurulması ise mutlaka ve öncelikle yargı, ordu, Meclis ve hükümeti tek elde toplayan başkanlık rejimine geçilmelidir. Bir kişiyi ikna etmek, birbirini denetleyen yapıyı ikna etmekten çok daha kolay olacaktır. Eğer o bir kişi Amerikan çıkarlarını yardım etmek konusunda tereddüt ederse, bir kişi üzerine kurulmuş yapıyı yıkmak Amerika için sorun olmaz."
Paul Henze açıkça vurguluyor. “Amerika’nın çıkarı Türkiye'de bir federal devlet kurulmasıdır” diyor. Bunun gerçekleşmesi için de yasama, yürütme ve yargı erklerinin tek elde toplandığı Başkanlık rejimine geçilmesini öneriyor. O başkanı ikna etmenin de yıkmanın da ABD için kolay olacağını savunuyor…Ve gelinen noktada Türkiye Anayasa değişikliği ile parlamenter sistemden uzaklaşarak ne olduğu belirsiz başkanlık sistemine geçti
Son Söz:
‘’Atatürk'ün bedensel varlığının artık aramızda bulunmamasından cesaret alan içteki ve dıştaki kimi olumsuz güçler, O'nun yeni Türk Devletini yaratma doğrultusunda ilk adımı attığı 19 Mayıs 1919'un üzerinden tam 70 yılın geçtiği bu günlerde, Atatürk devrim ve ilkelerine karşı, açık ya da kapalı saldırılarını doruğa ulaştırmış bulunmaktadır. Bundan daha kötüsü, plânlı ve sinsi bir çalışma ile, o devrim ve ilkeleri gelecekte yok etmek çabası içindeler.
Bu durum karşısında Atatürk devrim ve ilkelerinin, toplumsal sorunlarımızın çözümlenmesinde ışık tutucu niteliğe ve yaratıcı güce sahip olduğuna inananlar, "Atatürkçü Düşünce Derneği’ni kurarak, O'nun devrim ve ilkelerinin gelecekte de egemen olmasına katkıda bulunma ve onlara bekçilik yapma zorunluluğunu duymuşlardır‘’ Kurucular Kurulu-19 Mayıs 1989 "
İşte bu sözler içinden devrim şehitleri verdiğimiz derneğimizin 50 yiğit yurtsever insanımızın görüşleri olarak tüzüğümüzde yer almış halen ve daha yüksek seviyede geçerliliğini bugünde korumaktadır. Bu manifestoda bize ışık tutan başta Mustafa Kemal Atatürk ve Kemalist devrimciler ile Atatürkçü Düşünce Sistemi yol göstericiliğinde hazırlanmıştır.
Emperyalizm daha öncesi bir çok örnekte olduğu gibi işgal etmek, sömürmek istediği ülkelerde önce kendine işbirlikçiler yaratır, içeriden ve dışarıdan bu işbirlikçileri yolu ile devleti kendi egemenliğine yönelik ele geçirir, bunu yaparken anayasalarını değiştirir. Sonuçta araç olarak kullandıklarını da daha sonra çöpe atar. Bizde de bu girişimler olmakta ve olmaya devam edecektir ve emperyalizm araçlarını kullandıktan sonra çöpe atacaktır
Ancak Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu CUMHURİYETİMİZ, VE KEMALİST DEVRİM başta bu coğrafyada ve dünyada sonsuza dek mazlum uluslara örnek olmaya devam edecek ve emperyalistler ile onun işbirlikçileri dün olduğu gibi bugünde yenileceklerdir
Saygılarımızla.
TAM BAĞIMSIZ LAİK DEMOKRATİK TÜRKİYE
YAŞASIN YENİDEN ATATÜRK CUMHURİYETİ
YAŞASIN KEMALİST DEVRİM
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!
Gürhan Akdoğan
ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ
Genel Başkan Yardımcısı