BİLDİRİLER
YENİDEN ATATÜRK CUMHURİYETİ MANİFESTOSU (3)
BASINA VE KAMUOYUNA
YENİDEN ATATÜRK CUMHURİYETİ
MANİFESTOSU (3)
Atatürkçü Düşünce Derneği olarak; demokratik kitle örgütlerimiz ve siyaset kurumumuzun da dikkate alması dileğiyle milletimize seslenerek ilkini 23 Nisan 2022’de, ikincisini 23 Nisan 2023'de yayınladığımız “Yeniden Atatürk Cumhuriyeti Manifestosu”nu son gelişmeler bağlamında bu yıl tekrar yayınlamamız gerektiğini düşündük. Arz ederiz.
AZİZ TÜRK MİLLETİ!
Yaşadığımız toprakları vatan yapan Atatürk ve Kemalist Devrimciler, akıl ve bilimden koptuğu için çökmekte olduğunu gördükleri,cepheden cepheye koşarak kurtarmaya çalıştıkları, yıkılışını tarifsiz acılarla izlemek zorunda kaldıkları devletlerinin enkazı üzerinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni yoktan var ederken hamuruna bir maya kattılar. Devletimizi ayakta tutan o mayanın adınamus’tu, eksilmesine izinverilmemelidir.
Bölgemiz kana bulanır, rejimler ve sınırlar değiştirilip haritalar yeniden çizilir, dünya tek kutupluluktan çok kutupluluğa evrilme sancıları çekerken ülke olarak bütün kalmak ve barış içinde yaşamak için bütün ilke, eser ve politikalarıyla dünyaya örnek olmuş Atatürk Cumhuriyeti’nin en doğru yol, Kemalizm’in en şaşmaz pusula, laik üniter ulus devlet yapımızın, dil birliğimizin, millet tanımımızın ve bölünmez bütünlüğümüzün de en vazgeçilmez esaslar olduğu herhalde artık herkes tarafından anlaşılmış olmalıdır.
ATATÜRK CUMHURİYETİ; aydınlanma devrimleriyle ulusuna çağ atlatan bir eğitim, kültür ve kadın devrimi, sanat ve bilim özgürleşmesi, bütüncül bir uygarlık projesidir, bir Türk Rönesansı’dır, değeri bilinmelidir.Anadolu’nun on binlerce yıllık kültürü ile bütünleşen Cumhuriyet kültürüen değerli kazanımımızdır, titizlikle korunmalı, geliştirilmelidir.
LAİKLİK;demokrasinin olmazsa olmazı, aklınözgürleşmesi, yurttaşın “fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür” birey olmasıdır. Tarihtenders alınmalı, tarikat, cemaat adlı emperyalizm taşeronu dinci-gerici yapılanmalar için yasalar uygulanmalı, bunların dernek ve vakıflarına kamuda alan açılmamalıdır.
Bilinmelidir ki devlet taş binalardan değil, görevli yurttaşlardan oluşur, o yurttaşlar laik bireyler ise laiktir. Ve laiklik; 103 yıldır gölgesinde güvenle yaşadığımız Cumhuriyet kubbemizin kilit taşıdır, dokunulmamalıdır.
YARGI;ulusal egemenliğin ve bağımsızlığın temel unsurudur. Mutlaka bağımsız ve mutlaka anayasal düzenden yana taraf olmalıdır. Yargıyetkisi bağımsız mahkemeler tarafından millet adına kullanılır ve hiçbir koşulda başka bir otoriteye devredilemez. Yargı erki bağımsızlığını yitirir, iktidarların veya paralel yapılanmaların güdümüne girer, talimat ve baskılarla hüküm kurarsa, demokrasi ortadan kalkar, seçimler anlamsızlaşır, ekonomi kriz bağımlısı olur, toplum yozlaşır, “ahlak ölür, millet bölünür, mülkün (devletin) temeli adalet çöker, devlet yıkılır!” (Fatih Sultan Mehmet) Nazi Almanyası’ndan Mussolini İtalyası’na tarihte örneği çoktur, ibret alınmalıdır.
ULUSUMUZ; 1961Anayasası’nı esas alan bir “Demokratik Anayasa”ya ve “Hukukun Üstünlüğü” ile“Kuvvetler Ayrılığı” ilkelerine tam bağlı gerçek bir Hukuk Devleti’ne kavuşturulmalıdır.
PARA; ilk çağlardan beri bir diğer ulusal egemenlik ve bağımsızlık unsurudur. Üretimden kopmuş,hukuk güvencesini yitirmiş, nepotizme, yolsuzluğa, rüşvete ve israfa batmış devletlerin parası pul, yurttaşı kulolur. Üretim artırılmalı, az kazananın az, çok kazananın çok ödeyeceği, dolaylı vergilerin değil gerçek vergilerin esas olacağı adil bir vergi sistemi kurulmalı, kayıt dışı ekonomi önlenmeli, gelir dağılımı adaleti sağlanmalı, imar ve vergi afları gibi haksızlıklar son bulmalı, kamu maliyesi naslar yada kerameti kendinden menkul saplantılarla değil, akıl ve bilimle yönetilmelidir.
Atatürk’ün “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir.” tanımı doğrultusunda ulus olma bilincimiz ve ulusal birliğimizgüçlendirilmeli, Türklüğü anayasadan çıkarma sapkınlığının dillendirilmesine dahi izin verilmemelidir.
Emperyalizmin “böl-yönet!” taktiği enstrümanı mikromilliyetçilik ve mezhepçilik tuzaklarına düşülmemeli, müellifi kendini sömürge valisi sanan pedofiller ve devlete isyan etmiş bebek katili hainler olan “çok dilli, çok uluslu, çok hukuklu, teokratik temelli federasyon”talebi hadsizliklere hak ettiği yanıt verilmelidir.
DIŞ POLİTİKA;“Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” ilkesi ve bölge merkezli karşılıklılıkesaslı, büyük devletlerle dengeli ve onurlu ilişkiler temelli Kemalist anlayışla yürütülmelidir. Atatürk’ün; Balkan Antantı, Sadabat Paktı ve Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ni gerçekleştiren, Hatay’ı anavatana katan akılcı politikaları ile SSCB (Rusya), Orta Doğu ve Avrupailişkilerindeki prensipleri hep akılda tutulmalı,uluslararası antlaşmalarda ve büyük devletler siyasetinde bağımsızlığımızı zedeleyecek adımlardan kaçınılmalıdır.
BOP, 21. yüzyıl Sevr’idir. Bu projeyle bölgemizi perişan eden ve son olarak İran’a saldıran ABD’nin harita ile sabit nihai hedefinin ülkemizi bölmek olduğu görülmeli, önlem alınmalıdır.
Cumhuriyetimiz antiemperyalist ve tambağımsızlıkçı KURULUŞ AYARLARINA dönmeli, yeniden “kimsesizlerin kimsesi”olmalı, Türkiye Türkiye’den yönetilmelidir.
TBMM’ye neden GAZİ MECLİSdenildiği, devletimizin “Meclis Hükümeti” esası ile kurulduğu, meclisin milli iradenin tecelligâhı olduğu hatırlanarak Tek Adamdüzeni terk edilmeli, tekrar meclis merkezli biryönetim sistemi kurulmalıdır.
EĞİTİM; yeniden laik, bilimsel, kamucu ve ücretsiz olmalı, 4+4+4 yanlışındandönülmeli, temel eğitimin kesintisiz 12 yıl olması sağlanmalı, köy okulları açılmalı, çocuklarımız dünya çocukları ile yarışabilecekleri bilimsel bilgi ile donatılmalı, müfredat hurafe vedogmalardan arındırılmalı, okullarımız tarikat ve cemaat adlı dinci-gerici yapılanmaların cirit attığı kurumlar olmaktan kurtarılmalı, Tevhid-i Tedrisat (Öğretim Birliği) yasası ödünsüz uygulanmalı, öğretmen yeniden hak ettiği saygınlığa ve yaşam düzeyine kavuşturulmalıdır.
Üniversitelerimizin bilimsel ve idari özerkliğe sahip irfan yuvaları olacağı bir ÜNİVERSİTE REFORMUivedilikle yapılmalı, akademik unvanlar bilimsel yeterlik ve liyakat esasıyla verilmeli, ara eleman yetiştirecek meslek okulları Köy Enstitüleri modeliyle hayata geçirilmeli,gençlerimiz geleceklerini yurt dışında arama utancından kurtarılmalıdır.
SAĞLIK; sosyal devletin temel görevlerinden biridir. Hastayı müşteri, hastaneyi ticarethane olarak tanımlayan, sağlık emekçisinin emeğini sömüren, halk sağlığını vahşikapitalizmin çok uluslu şirketlerinin talanına terk eden neoliberal sağlık politikalarına son verilmeli, Cumhuriyetin “Koruyucu Tıp öncelikli Toplumsal Kamucu SağlıkSistemi” yeniden kurulmalı, ilaç, aşı ve tıbbi malzeme üretimi yerli kaynaklara dayandırılmalıdır.
KADININ; insan olarak eşitliği kâğıt üzerinde bırakılmamalı, çalışma hayatının ve sosyal yaşamın içinde olması sağlanmalı, medyadan sokağa, iş yerine ve eve kadar kadına ve çocuğa yönelik şiddet ve istismarın her türü sözlüklerimizden çıkarılmalı, İstanbul Sözleşmesi’ne dönülmeli, “çocuk” ile “gelin” ve “işçi” sözcüklerinin birlikte kullanılması ayıbı tarihe gömülmelidir.
SANAT VE BİLİMözgürlüğü sınırsız olmalı, uygar toplum olmanın, toplumsal gelişimin ve kalkınmanın itici gücünün bilim ve sanat olduğu unutulmamalı, sanatçı ve bilim insanı el üstünde tutulmalıdır.
İstihdam yaratamayan, sosyal güvenlik sistemini çökerten, sürekli cari açık ve işsiz üreten, dışa bağımlı, emekçisini, emeklisini süründüren, bir avuç mutlu azınlığa ve faiz lobilerine hizmet eden “Serbest Piyasa Ekonomisi” adıyla pazarlanan “Neoliberal Soygun Düzeni”ne derhal son verilmeli, üretimsizliğin sebep, faiz, enflasyon, işsizlik ve açlığın netice olduğu gerçeği unutulmamalı, yüksek teknolojili ürün üretme ve 4 Denge Teorisi (Bütçe, Üretim-Tüketim, Dış Ticaret ve Kamu-Özel Sektör Dengeleri) esaslı “KEMALİST KARMA ÜRETİM EKONOMİSİ”yeniden devletimizin temel ekonomipolitikası olmalıdır.
DPT (Devlet Planlama Teşkilatı) yeniden devreye sokulmalı, akılcı planlama ve gerçekçi teşvik politikaları ile kamu ve özel tüm güçlerin katılacağı bir üretim seferberliği başlatılmalı, kooperatifçilik ihya edilmelidir.
ÇALIŞMA YAŞAMI; işsizliğin ücretleri baskılamasına ve emeğin sermayenin kâr hırsına kurban edilmesine izin verilmeksizin üretim eksenli emek-sermaye birlikteliği sağlanarak geliştirilmeli, kredilendirme ve teşvik uygulamalarında tercihler gerçekçi olmalı, sınıf sendikacılığıgüçlendirilmeli, “Sigortasız İşçi” ve “vergisiz kazanç” gibi kavramlaryok edilmelidir.
Çağımız BİLİŞİM, SANAYİ5.0 ve YAPAY ZEKÂçağıdır, kaçırılmamalı, yatırımlarda bu alanlara öncelik verilmelidir.
TARIM VE HAYVANCILIKdesteklenmeli, en zor koşullarda kendini doyuran 7 ülkeden biri olmamızı sağlayan çiftçimizi toprağından koparan uygulamalar terk edilmeli, kamuya ait Tohum Islah İstasyonları ve Tarım Üretim Çiftlikleri ile diğer üretim tesisleri yeniden faaliyete geçirilmelidir.
NÜFUS ve insan kaynağı planlaması ihmal edilmemeli, eğitimsiz kalabalıkların iş gücüne ve üretime katılamayacaklarından topluma yük olacağı bilinmelidir.
MÜLTECİ, sığınmacı ya da ensar kılıflarıyla meşrulaştırılmaya çalışılan ve milyonlarla ifade edilen yabancılar sorununun, demografik yapımızı tarumar ederek iç çatışma çıkarma amaçlı ve ırkçılık suçlamaları ile örtülemeyecek kadar ciddi yeni bir emperyal saldırı olduğu görülmeli, gelenler uygun yol ve yöntemlerle ülkelerine gönderilmelidir.
ORDUMUZ; siyasetin etkisinden soyutlanmalı, komuta bütünlüğü yenidensağlanmalı, kendi sağlık, eğitim, yargı ve terfi sitemlerine sahip kılınmalı, paramiliter yapılanmalar dağıtılmalı, bireysel silahlanma çılgınlığı önlenmeli, NATO kolordu ve üsleriyle ulusal egemenliğimizin ve Montrö’nünaşındırılmasına izin verilmemeli, “Parti Ordusu”gibi kabulü olanaksız algılar kırılmalı, halkımızın bütün güvenlik güçlerimizetereddütsüz güveneceği bir düzen kurulmalıdır.
BASIN; Atatürk’ün “Basın hürriyetinden doğan mahzurların giderilme vasıtası,yine basın hürriyetidir.” sözü ışığında özgür, bağımsız ve tarafsız olmalı, basın organlarısahiplerinin tek işlerinin basın olması sağlanmalı, iktidar medyasıyaratma yanlışından uzak durulmalıdır.
SİYASİ PARTİLER VE SEÇİM YASALARImutlaka demokratikleştirilmeli, lider sultası ortadan kaldırılmalı, her türlü aday belirlemede ön seçim tek kural olmalı, örgütlü toplum olmanın önündeki tüm engeller kaldırılmalı, tırnak boyası, seçim kurulları ve seçmen kütükleri dâhil seçim güvenliğitartışılır olmaktan çıkartılmalı, propaganda eşitliği ile her türlü seçim harcamalarının ve siyasetin finansmanının denetimi sağlanmalı, SİYASİ ETİK YASASImutlaka çıkarılmalıdır.
ULAŞIM; demir ve deniz yolları öncelikli olarak geliştirilmeli, enerji ve diğerstratejik alanlardaki dışa bağımlılığımız en aza indirilmeli, özelleştirilen stratejik tesisler devletleştirilmelidir.
Lantan ve lütesyumdan skandiyum ve itriyuma kadar toplam 17 elementten oluşan, yüksek teknoloji, savunma sanayi ve yeşil enerji dönüşümünde yaşamsal rol oynayan NADİR TOPRAK ELEMENTLERİMİZ (NTE) ve bor, toryum, lityum, nikel, kobalt gibi KRİTİK MİNERALLERİMİZbaşta olmak üzere sularımız ve ormanlarımız, dâhil Beylikova’dan Bigadiç’e, Akbelen’den Kaz Dağları’na, Salda’dan Ergene’ye tüm yeraltı ve yer üstü kaynaklarımıza, sahip çıkılmalı, son 20 yılda 386 bin gibi inanılmaz bir sayıya ulaşan maden ruhsatları gözden geçirilmeli, vatanımız çok ulusluşirketlerin talanından korunmalıdır.
ÇALIŞMA yaşamından banka ve sigorta sistemine, turizmden spora, emekli ve yaşlılarımızdan engelli yurttaşlarımıza her alanda uygulanacak akılcı politikalarla halkımızın barış, huzur ve güven içinde yaşayacağı bir düzen kurulmalıdır.
TÜRKİYE; sınırlarını ve “Mavi Vatan”ını koruyamayan, 20 adasındaki Yunan işgalini tepkisiz seyreden,tescilli rüşvetçilerce temsil edilen, saraylarda itibararayan, yöneticilerikapılarda bekletilen, terör örgütleri ile pazarlık yapan ve meşruiyet verme hadsizlikleri ile karşı karşıya bırakılan bir ülke olarak anılmamalıdır. Türkiye Cumhuriyeti büyük doğmuştur, onurlu insanlarülkesidir, büyüklüğüne ve insanına layık yönetilmelidir.
Ulusumuz bunların tamamını yüz yıl önce yaptı, namus ve liyakatle yöneten doğru kadrolarla, akıl ve bilim rehberli doğru yol haritası ile bugün de yapacak güçtedir, milletimize güveniyoruz!
Dünyanın en bereketli topraklarında, dünyanın en fedakâr ve en çalışkan milletiniaçlığa mahkûm eden BU DÜZEN DEĞİŞMELİDİR!
Biz Atatürkçü Düşünce Derneği üyeleri ve milletimizin büyük çoğunluğunu oluşturan Mustafa Kemal’in Askerleri; bilgili olacağız, cesur olacağız, kararlı olacağız, çok çalışacağız ve Yeniden Atatürk Cumhuriyeti’ne mutlaka ulaşacağız, söz veriyoruz!
Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’mız kutlu olsun!
Saygılarımızla.
ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ
GENEL MERKEZİ